İLMİHAL DİN:

Sözlükte: örf, adet, ceza, karşılık, mükâfat, hesap
manalarına gelir. Terim olarak: Akıl sahibi insanları kendi tercihleri ile
bizzat hayırlı olan şeylere götüren ilahi kanundur.


Milel:
İslam kaynaklarında vahye dayanan dinler için kullanılan terimdir.


Nihal: İslam kaynaklarında vahye dayanmayan dinler için kullanılan
terimdir.


İTİKADİ FIRKALAR


1) Selefiyye(Ehl-i sünnet-i hâssa):

İman esasları konusunda ilk dönem
bilginlerini izleyerek, ayet ve hadislerdeki ifadelerin zahiriyle yetinip
bunları aynen kabul eden, teşbih ve tecsime düşmeyen, tevile gitmeyen
olduğu gibi kabul edenlere denir.

Bunlara Sıfatiyye de denir. Nakli tek
hâkim kabul etmişler, akıl karşısında tavır almışlardır. Dört mezheb
imamı, hadisçiler, Evzaî, Sevrî, İbn Mende, İbn Kuteybe, Beyhaki,
Taberî, Bağdadî, Tahavî, İbnü’l Cevzî, İbn Kudâme bazı temsilcileridirler.


İbn Teymiyye, İbn Kayyım el-Cevziyye, İbnü’l-Vezir, Şevkânî, Alûsî ise
müteahhirin dönemi Selefilerdendir. Hanbeliler itikatta Selefi’dir.


2) Eş’ariye:

Mutezileye karşı tez olarak doğmuştur. Zamanla tevile
yönelmişlerdir. İnanç konusunda naklin yanında aklıda kullanmışlardır.


Ebu’l-Hasan Ali b. İsmail el-Eş’ari kurucusudur. Temsilcileri; Bakıllani,
Gazzali İbn Furek, Cüveyni, Razi, Beydavi, Taftazani, Cürcani,
Şehristânî, Âmidî, vb.


3) Maturidiyye:

Dini tebliğ olmasa da insan aklıyla Allah’ı bulabilir,
Husun ve kubuh (iyi-kötü) akılla bilinebilir. Kulda cüz-i irade vardır.

Kul diler Allah yaratır. Allah’ın tekvin sıfatı da ezelidir. Teklif-i mala yutak yoktur.

(kişinin gücünün yetmeyeceği şeylerden sorumlu tutulması),
Allah’ın fiillerinin muhakkak bir sebebi ve hikmeti vardır. Peygamberlerde
erkek olmak şarttır.

Allah’ın nefsi kelamı işitilmez gibi görüşleri bulunan
akıl ve nakli birleştiren kelam ekolüdür.

Müntesipleri: Hakim es-
Semerkandi, Ebû Seleme esSemerkandi, Pezdevi, Nesefi, Ömer en-
Nesefendi, Nesefi, Burhaneddin en-Nesefi, İbnü’l Hümam, Kadı
Celaleddin Hızırbey, Beyazizade Ahmed Efendi

4) MUTEZİLE:

Hasan-ı
Basri’nin ders halkasını terk eden Vasıl b. Ata’nın oluşturduğu ekoldür.
Kendilerini Ehlü’l-Adl ve’t-Tevhid olarak adlandırırlar. Nakilden ziyade
akla öncelik verirler.

Beş esas önemlidir:

1- Tevhid,

2- Adl,

3- VAİD


4- el-menzile beyne’l-menzileteyn,

5- Emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’lmünker.


Allaf, Nazzam, Cahız, Zemahşeri, Cübbai, Kadı Abdulcebbar,
Bişr b. Mutemir başlıca temsilcileridir.


5) Cebriye:

İrade konusunda insana yer vermeyen, kader konusunda
insanı rüzgârın önünde sürüklenen bir yaprağa benzeten, her şeyin
Allah’ın ilmi ve iradesiyle cereyan ettiğini savunan, kulun fiillerde bir
rolünün olmadığını ileri süren bir ekoldür.


6) Haricilik:

Büyük günah işleyenlerin dinden çıkacağını, günahkâr
devlet başkanına itaat edilmeyeceği görüşündedirler. Kur’an’ın sadece
zahirine bakarlar. Günümüzde Kuzey Afrika’da İbaziyye kolu halen
devam etmektedir.


7) Şia:

Zeydiyye, İsmailiyye ve İmamiyye (Caferiyye ve İsna aşeriyye de
denir) günümüze ulaşan kollarıdır. İtikadi yönden Mutezili olan Zeydiyye
mensupları fıkıhta Hanefi’dirler. Mutedil Şii mezhebidir. İran’ın resmi
mezhebi İmamiye’dir.
Ehl-i Sünnet-i Âmme: Maturidi ve Eşari ekollerinin ikisine birden verilen
addır.


FIKIH MEZHEPLERİ


Fıkh-i mezhepler, hicri II. yüzyılın sonlarına doğru temayüz etmiştir.
Hicaz ve Medine merkezli oluşan fıkıh ekolune Ehl-i Hadis, Irak merkezli
fıkıh ekolüne ise Ehl-i Rey denmiştir.


1) Hanefi:

Sünni mezheplerin ilkidir. Kurucusu olan Numan b. Sabit 699
da Kufe’de doğmuştur. Akıl ve nakli birlikte kullanmıştır. İstihsan
metodunu sıklıkla kullanması ile bilinir.

Ebu Yusuf’un Abbasiler
döneminde Kadı’l-Kudat olmasıyla devletin resmi mezhebi olmuştur.
Sınırlı naslardan sınırsız olaylara çözüm üretmeleri ile bilinirler.

Bu da
farazi fıkhı doğurmuştur. Ebû Hanife’nin akaid sahasındaki eserleri
şunlardır: Fıkhu’l Ekber, Fıkhu’l Ebsad, Vasiyye-Risâle, Âlim ve
Mütealim.


2) Maliki:

Malik b. Enes 712 de Medine’de doğdu. Fıkıhta Medine
halkının görüşüne yer vermesiyle bilinir. el-Müdevvene, el-Muvatta Maliki
mezhebinin iki önemli eseridir. Bir ara Endülüs’ün resmi mezhebi
olmuştur.


3) Şafii:

Muhammed b. İdris eş-Şafii 767 de Filistin, Gazze’de doğdu.
İmam-ı Malik’ten Medine fıkhını, İmam-ı Muhammed’den Irak fıkhını
öğrendi. Böylece Hicaz ve Irak fıkhını yani ehl-i rey ve ehl-i hadisi
birleştirdi. Mısır’da bulunduğu sırada bazı görüşlerinden vazgeçti.


Böylece Mezheb-i Kadim ve Mezheb-i Cedit teşekkül etmiş oldu. Fıkıh
usulüne dair ilk eser olarak kabul edilen er-Risale Şafii’ye aittir.


4) Hanbelî:

Ahmed b. Hanbel 767 de Bağdat’ta doğdu. İmam-ı Şafii’den
istifade etti. “Eşyada asl olan ibahadır.” Kuralını çok geniş kullandılar.
Hadis ekolü görünümlüdür.

Sahabe kavlini çok kullanmışlardır.
Arabistan’ın resmi mezhebi konumundadır.

Tasavvuf: Züht dönemi hicri
I. Ve II. Asrı kapsar. Tasavvufa dair ilk eserler h. III. Ve Iv. Yy.de
yazılmıştır. Haris el-Muhasibi’nin eseri er-Riaye li-hukukıllah, Cünyd-i
Bağdadî’nin Resâil, Hallac-ı Mansur’un Kitabu’l Tavasin, Ebû Nasr es-
Serrâc’ın el-Luma’sı, Sülemî’nin Tabakatu’s-Sufiyye’si önemli tasavvuf
eserleridir.

Tüsteri, Kuşeyri, Ensari ve Sülemi’nin tefsirleri îşâri tefsir
adına önemli eserlerdir. Hicri VI. Asırda günümüzün meşhur tarikatları
temayüz etmiştir.

Ahilik teşkilatını Ahi Evran adıyla bilinen Şeyh
Nasîrüddin Kırşehir’de kurdu İlk Tasavvufi kurum: Herevi’nin Tabakatus-
Sufiyye’sinde verdiği bilgiye göre Suriye’nin Remle kasabasında Hankah
adıyla ilk tasavvufi kurum teşekkül etmiştir.

Bu kurumlara; Ribat, asitane,
tekke, zaviye, dergâh gibi isimler verilir.
Sufilerin uyması gereken bir takım kuralların konduğu eseri ilk ele alan
Ebû Said Ebû Hayr oldu. Suhreverdi ise bu kuralları genişleterek
Avarifû’l-Maarif eserinde ele aldı.


İbn. Arabî: Vahdeti vücud nazariyesi ona aittir. El-Fütuhatu Mekkiyye ve
Füsusü’l-Hikmet adlı eserlerde tasavvufa dair düşüncelerini genişçe ele
aldı.
Farsça ilk Tasdavvuf Eseri: Hücvîrî’nin Keşfu’l-Mahcub’udur.


Ahmet Yesevi: Divan-ı Hikmet adlı eserinde tasavvuf hayat tarzı ve
düşüncesini Türkçe ifade etmeye başladı.
Teflik: Değişik mezheplerin kişiye kolay gelen hükümlerini seçmesini
ifade eder.


Taassub: Körü körüne bilgisizce bir mezheb veya fikre bağlanıp başka
doğru kabul etmemektir.


İcmali iman: inanılacak şeylere kısaca ve toptan inanmaktır.

Tafsili iman: inanılacak şeylere açık ve geniş şekilde ayrıntılı olarak inanmaktır.


Taklidi iman: Delillere dayalı olmaksızın sadece çevrenin telkini ile
meydana gelen imandır.

Tahkiki iman: Delillere bilgiye, araştırmaya ve
kavramaya dayalı imana denir.


ALLAH’IN SIFATLARI


1- Zati Sıfatlar:

(Tenzihi ve Selbi sıfatlar) Vücud, Kıdem (varlığının
başlangıcı olmaması), Beka (varlığının sonunun olmaması), Vahdaniyet,
Kıyam bi nefsihi (varlığı kendinden olmak), Muhalefetün lil havadis
(yaratılmışlara benzememek).


2- Sübuti Sıfatlar:

Varlığı zorunlu olan ve kemal ifade eden sıfatlardır.
Hayat, İlim, Semi, Basar, İrade (Meşiet), Kudret, Kelam, Tekvin
(Yaratmak.)

İrade kendi arasında ikiye ayrılır.

a) Tekvin-i İrade: Allah’ın
bir şeye ol demesi, o şeyin hemen oluvermesi.

b) Teşri-i İrade: (Dini irade de denir.) Allah’ın bir şeyi istemesi, emretmesidir. Örnek: İyiliği
emretmesi Haber-i Sıfat: Allah’ın eli, yüzü, arşa istiva etmesi gibi
sıfatlara denir.



HUDUS DELİL

Evren yaratılmıştır, her yaratılmışın bir yaratanı vardır.
Hiçbir şey kendi kendine var olamaz. Âlem de sonradan yaratıldığından
yaratanı Allah’tır. İbn. Rüşd bu delili İhtira diye isimlendirir. Bu delili ilk
Mutezile kullanmıştır.


İmkân delili: Her mümkünün bir sebebi bulunduğundan hareketle
Allah’ın varlığını ispata çalışan delildir.


Nizam delili: Tabiatta fevkalade hassas bir düzenin hâkim olduğu,
bunun kendiliğinden şuursuz maddenin icadıyla olamayacağından yola
çıkarak Allah’ın varlığını ispata çalışan görüştür. İbn Rüşd, Hikmet ve
İnayet diye isimlendirir.


Burhan-u Temânu: Kâinatta birden fazla yaratıcı olursa düzenin
bozulacağından yola çıkarak Allah’ın varlığını ispata çalışır.


Fıtrat Delil: Allah’ın varlığını ispatlamak için insanın fıtraten Allah
inancına sahip oluşunu ifade eder.


MELEKLER


Melek:

Sözlükte haberci, elçi, güç, kuvvet anlamına gelen melek, terim
olarak Allah’ın emriyle çeşitli görevleri yerine getiren gözle görülmeyen
nurani ve ruhani varlıklardır.


Mukarrebun ve illiyyün melekleri:

Allah’ı tesbih ve anmakla görevli
meleklerdir.


Kiramen Kâtibin: Hafaza melekleri de denir.

Günah ve sevapları
yazmakla görevli olan meleklerdir.


Rıdvan:

Cennetteki meleklerin başıdır.


Malik:

Cehennemdeki meleklerin başıdır.


Hamele-i Arş Melekleri:

Arşı taşıyan meleklerin adıdır.


Münker(Bilinmeyen) Nekir (tanınmayan):

Kabirde sorgu sualde
bulunacağı bildirilen meleklerdir.


KİTAPLAR


Vahiy:

Gizli konuşma, işaret, emir, ilham, gönderme manalarına gelir.
Vahyin geliş şekilleri:


1- Sadık rüya


2- Hz. Peygamber (sav) uyanıkken Cebrail’in vahyi onun kalbine
bırakması,


3- Cebrail’in insan suretinde gelmesi,


4- Çıngırak sesine benzer bir sesle gelmesi,


5- Uyku halinde gelmesi (bunlar Kur’an değildir),


6- Cebrail’in asli şekli ile gelmesi,


7- doğrudan Allah ile görüşme (Miraç’ta olduğu gibi),


8- Perde arkasından duyulan sesler.


Suhuflar: Hz. Âdem 10, Hz. İbrahim 10, Hz. Şit 50, Hz. İdris 30 sayfa.



BÜYÜK KİTAPLAR:

Kur’an Kur’an:

Sözlükte toplamak, okumak, bir
araya getirmek manalarına gelmektedir. Kur’an’da numaralandırılmış
ayet sayısı 6236’dır.


Kur’an’ın muhtevası:

İtikat, ibadet, muamelat, ukubat, ahlak, nasihat,
vad vaid, ilmi gerçekler, kıssalar.
Kur’an’ın Mushaf haline getirilmesi: Hz. Ebubekir döneminde
gerçekleştirilmiştir. Kur’an’ın toplanıp Mushaf haline getirilmesinde heyet
başkanlığını Zeyd b. Sabit yapmıştır.


Beytü’l-İzze:

Kur’an’ın bir bütün olarak indirildiği, yeryüzüne en yakın
yerdir. Buraya Levh-i Mahfuz’dan indirilmiştir.


Kur’an’ın noktalanma ve harekelenmesi:

Bu konuda ilk defa harekete
geçen yönetici Ziyad b. Ebih’tir. Katkı sağlayanlar ise Nasır b. Asım el-
Leysi, Ebu’l-Esved ed-Düeli ve Yahya b. Ya’mer’dir. Halil b. Ahmed
harekeleme işlemine bugün kullandığımız son şeklini vermiştir.


Kur’an’ın çoğaltılması:

Hz. Osman döneminde toplam 4 adet olarak
çoğaltılan Kur’an nüshaları Mekke, Şam ve Basra’ya gönderilmiştir.


Kur’an’da en uzun ayet:

Bakara 282. Ayet, müdayene ayeti olarak da
bilinir.


Kur’an’da en kısa ayet: Fecr 1. Ayet.


En son nazil olan ayetler: Bakara 281, Nisa 176. Ayetlerdir.


En son nazil olan sure: Nasr suresi


Tencimü’l-Kur’an: Kur’an’ın, Hz. Peygamber’e peyder pey, parça parça
inmesidir.


Ayetlerin Kur’an’da tertibi: Tevkifidir yani Allah öyle dilediği için bu
günkü sıralamaya konulmuştur. Fakat surelerin sıralanması tevkifi
değildir, Sahabenin içtihadıdır.


Sebu’t-Tıval: En uzun 7 sure; :Bakara, Ali İmran, Nisa, Maide, En’am,
Araf, Enfal, Tevbe.


Zehrevan: Bakara ve Ali İmran surelerine birlikte verilen isimdir.


Müteradif: Kur’an’da eş anlamlı kelimeler.


Mütezadif: Kur’an’da zıt anlamlı kelimeler.


Vücuh: (eş sesli) Müşterek kelimelerin farklı anlamlara gelmesi.


Nezair: (eş enlamlı) Farklı kelimelerin aynı anlama gelmesi.


Kısasu’l Kur’an: Kur’an’da anlatılan kıssalar.


Sebeb-i Nüzul: Bir ayetin inmesine sebep olan olaya denir.


Arza: Kur’an’ın iniş döneminde her ramazan o güne kadar inmiş olan
ayetlerin Hz. Peygamber tarafından Cebrail (as) okumasına denir.


Siyak-sibak: Ayetlerin öncesi ve sonrasını ifade eder.


Umum-husus: Genellik ve özelliği ifade eder.



Mutlak-mukayyed:

Mutlak:

delalet ettiği fertlerden herhangi birini ifade
eden has lafızlardır. Köle azad etmek, burada köle sözü mutlaktır.


Mukayyed:

Bir vasıf bir hal, bir şart kaydına bağlı olarak mahiyete bağlı
has lafızdır. Mümin bir köle azad etmek gibi.


Mübhematü’l-Kur’an:

Kur’an’da açık olarak belirtilmeyip, kapalı bir
şekilde ism-i işaret ve ism-i mevsüllerle işaret edilen kelimelerdir.

Örn:
insan, cin, melek, bir topluluk.
Müşküli’l-Kur’an: Kur’an’ın bazı ayetleri arasında ihtilaf ve tezat gibi
görünen hususlardır.


Emsalü’l Kur’an:

Kur’an’da meseller, konuyu izah için verilen misalleri
ifade eder.


El-Hurûfu’l-Mukatta’a:

Bazı surelerin başında bulunan kesik harflere
denir. 27’si Mekki, ikisi Medenidir.


Münasebetü’l-Kur’an:

Ayet ve sureler arasında var olan gizli açık, iç içe
anlam ilişkilerini, mana insicamını, anlam bütünlüğünü inceleyen ilimdir.


Muhkem:

Anlaşılması kolay, hükmü açık olan ayetler için kullanılan
terimdir.


Müteşabih:

Anlaşılması zor, kapalı ayetleri ifade etmek için kullanılan
terimdir.


Garibu’l-Kur’an:

Kur’an, Kureyş lehçesi ile nazil olmakla beraber, diğer
Arap lehçelerinden veya yabancı dillerden gelen Arapçalaşmış kelimeleri
de barındırmaktadır. İşte Kur’an’da ki bu yabancı kelimeleri inceleyen
ilme Garibu’lKuran denir.


İ’caz: Bütün insanları Kur’an’ın benzerini getirmekten aciz bırakması.


İcaz: Düşünceyi az sözle özlü şekilde anlatmaktır. Kur’an’ın edebi
yönünün ağırlığını da ifade eder.


İtnab: Sözü gerektiğinden çok kelime ve cümle ile uzatmaktır.


Açık ifadeler: Muhkem, Müfesser, Zahir, Nas.


Kapalı ifadeler: Müteşabih, Hafi, Müşkil, Mübhem, Mücmel.


Tehaddi: Kur’an’ın, muhataplarına benzerini getirme hususunda meydan okuması.


Aksamu’l-Kur’an: Kur’an’da yeminler. Yemin içeren ayetlerin çoğu
Mekke’de nazil olmuştur. Bu konuyla alakalı İbn Kayyım el-Cevziyye, et-Tıbyan fi Aksamu’l-Kur’an adında müstakil bir eser yazmıştır.


Tıval-ı :Mufassal: Uzun sureler olarak anılır. Hucurat-Buruc arası.


Evsat-ı Mufassal: Orta uzunluktaki sureleri ifade eder. Buruc-Beyyine
arası.


Kısar-ı Mufassal: Kısa sureler olarak anılır. Beyyine-Nas arası sureleri
ifade eder.


Kurra sahabiler: Muaz b. Cebel, Abdullah b. Mes’ud, Ubey b. Ka’b.



Bilinen ilk Kur’an meali: Samanoğulları zamanında Mansur b. Numan
döneminde yazılmıştır.


Mücadele suresi: Her ayetinde Allah lafzı vardır.


Sonunda secde ayeti bulunan sureler: Araf, Necm, Alak sureleridir.


Nur suresi: Sure kelimesi ile başlayan tek suredir.


Tasavvuf-i tefsirlere birkaç örnek: Sülemî