sizlere maliye dersi vermeyeceğim öyle birşey anlaşılmasın,o zaten benim işim değil.

kadro isteyenlerin ve kadro nun devlete yük olduğunu söyleyenlerin okuması gereken bir makale.

bunu gerçekten yazmam gerekti çünkü o kadar saçma mailler geliyor ki. Bu mailleride zaten bu kişiler okuyacaklar.

beni üzen tarafta bu kişiler ile aynı camiada olmaları.

mevzumuza geçelim.

Hollanda yı bilirsiniz yüz ölçümü ( yani büyüklüğü ) konya ilimiz den 3 bin km daha büyük.
2016 yılında tarım ihracatında 85 milyar euro ya ulaştı.
Türkiye aynı yıl içinde 17.1 milyar euro ya ulaştı.

( basit görmüyorum tabiki iklim şartları, dış güçlerin tepemize çökmesi, komşu ülkelerin savaşı,terör,fetö vs vs bunlarıda göz önünde bulundurmak lazım )

çin’in nüfusu 1milyar 386 milyon

Türkiye’nin 85 milyon

hollanda’nın nufusu 17 milyon.

çin ülkesinin nüfusu ne alaka diyeceksiniz.

ne ülke nüfusunun çokluğu ( çin gibi ) nede ülke nüfusunun azlığı ( hollanda gibi ) ülkenin gelişmemesi için sebep değildir.

şuna açıklık getirmek istiyorum. eğer hollanda gibi yüz ölçümü küçük bir ülke bile tüm avrupa ülkelerinin tarım ihtiyaçlarını karşılayabiliyorsa!!

türkiyemizin tüm komşu ve çevre ülkelerinin tarım ihtiyacını karşılayabilecek güçte olduğunu düşünmek çok ta zor olmasa gerek.

bunun gibi daha bir çok örnek verebiliriz. türkiyemizin gücünü burdan görmek ve anlamak zor değil.

yukarıda belirttiğim gibi, gücümüzü bilenlerin önümüze koyduğu engelleri de görüyoruz.

ama biz bu engelleri basamak olarak görüp yükselmek yerine engel olarak görüp yerimizde durmak hiçte doğru olmaz.

sizlere siyaset dersi vermeyeceğim burasıda zaten siyaset sitesi değil.
ama okudukça kadro nun aslında yük olmadığını sözleşmelilerin sadece sosyal haklarını istemekten başka birşey olmadığını daha iyi anlayacaksınız.

Refah-Yol Hükümeti’nin 1996 yılında, sendikaların yüzde 30 zam istemesine rağmen memura verdiği yüzde 50 zammı hepimiz hatırlarız veya okumuşuzdur.

1996 yılında fakirliğin diz boyu olduğu,teknolojinin daha yeni yeni ortaya çıktığı,sadece belirli kişilerin özel arabasının olduğu,

diğer durumları saymaya gerek yok ne zorluklar çektiğimizi hepimiz biliyoruz,o fakirlik dönemlerinde bile,

türkiyemizin memuruna %50 zam verip bütçede açık bile vermeyeği bir zamandan bahsediyorum.

yani devletimizin gücünü anlatmaya çalışıyorum.

memuruna zam vermekle veya kadro vermekle yıkılacak çökecek krize girecek bir ülke olmadığımız o zamanlardan bilinmekte ve anlaşılmaktadır.

zaten kadro vermekle bir ülke çökecekse o ülke herşeyi ile bitmiş bir ülke demektir o ülkede zaten biz değiliz.

kadro verilmesini istemeyen kişilerden gelen mailler var onlardan bir tanesinde şöyle bir izah var

”sn binali bey bile demedi mi sizi zorla sözleşmeli yapmadık,siz istediniz” sizde sözleşmeli olmayı kabul ettiniz. şimdi ne diye kadro tutturuyorsunuz ?

affınıza sığınıyorum aslında söylenecek bir söz değil ama ben bu maile hangi tarafımla güleyim.

neden güldüğümüde söyleyeyim. bakın kızmayı bırakın gülüyorum =)

1) devletimiz sözleşmeliye kadrolu alım yaptıda ”hayır biz sözleşmeli olmak istiyoruz mu dediler

( yanlış anlaşılmasın gelen o maile istinaden bu cevabı yazdım yoksa devlet büyüklerimize laf atmak değil amacımız.)

2) evet devletimiz sözleşmelileri alırken sözleşmeli olacaklarını söyledi lakin bu hakklarını istemeyecekleri anlamına gelmez.
(gayri müslim ülkeler hak konusunda bizi örnek almalı, biz onları değil.)

3) sn cumhurbaşkanımızın kulağıma küpe yaptığım bir sözü var ” kimse size hakkınızı vermez hak istenmez alınır” adam ülke yönetiyor bu lafı basite alınacak biri değil.

sözleşmeliler kadro taleplerini iletirken ne devletimize karşı saygısızlık yapıyor ne kimseyi rahatsız ediyor nede devletimizi zora sokuyorlar.

bizler başta imamlarsoruyor sitesi olarak hepimiz hem devletimizin hem hükümetimizin hemde diyanetimizin her gün yanındayız,zor zamanlarında arkasındayız,tehlikeli zamanlarında önündeyiz.

devletimiz kadro vermediği taktirde küsecekte değiller,düşman olacakta değiller.

ama gayri müslim ülkelerinde altında kalmamamız lazım. onları örnek gösterecek açıklar bırakmamamız lazım ülkemizde.

memurlar devletimizin koludur. bir arabanın tekerleği gibidir.devlet,memuru ile yol alır.eğer bu kol bu tekerlek rahatsız ise tedavi etmek lazım. sonraya bırakmamak lazım.

memurlarımız güçlü olursa sıkıntısız olursa devlet dahada güçlenir.

zaten sözleşmelilerin istediği de ekstradan para veya toprak değil maaş ta değil sadece sosyal haklarının artık koruma altına alınması ve iyileştirilmesi.

sizce bu kadar güçlü bir ülke 300 bin sözleşmeliyi kadroya geçirmesi durumunda nasıl bir yük olabilir ?

sizce 300 bin kişi kadroya geçtiği taktirde ülkemiz krize mi girecek ? ki zaten kadro ya geçildiği taktirde maaşlarda %50 bir zam da olmayacak.

sözleşmeliler ile kadrolular zaten aynı maaşı almaktalar. e peki bu kadar sözleşmeli neyin peşinde.

evet hepsi sosyal haklarının peşindeler. görevde yükselmenin,ailelerin birleşmesi gibi vs sosyal hakları kullanmak istemelerinin peşindeler.


devletimize yük olmayacaklarının farkındayız. çünkü onlar yük olmaya değil yük almaya geldiler.

zaten ülkemiz allah muhafaza krize bile girse hangi memurumuz eğer ülkemiz ayağa kalkacaksa 1 aylık maaşımızı verelim demez ki. ( herkes dahil buna )

işin dahada özü kadro verilince ne ülkemize zararı olur ne yük olur nede topraklarımızdan bir karış eksilir. tam tersi memurlarımızı güçlendirmiş oluruz.

imamlarsoruyor sitesi olarak devletimizin büyüklerinden sözleşmeli kardeşlerimize kadro verilmesi için çağrıda bulunuyoruz.

başta diyanet camiası olmak üzere öğretmen sağlıkçı ve ismini veremediğimiz tüm sözleşmeli arkadaşlarımızın kadro alması ve sizlere seçimden önce müjdeli haberler vermek dileği ile.

ALLAH’ A EMANET OLUN VE BİZLERİ SOSYAL MEDYALARDA DESTEKLEMYİ UNUTMAYIN.

BİZLER SİZLERLE GÜÇLÜYÜZ.