Uyku, yerilmiş bir gaflettir fazlası da tembellik ve uğursuzluktur.

Zira avamın uykusu vücudun organlarını tembelliği ömrün vakitlerinin harcanmasıdır.

Nitekim Hak Telâla ezeli kelamı Kuran’ında : “O dur ki, sizleri uyutarak ölü gibi yapıyor.” (En’ am suresi ayet 60) buyurarak, bize, uykunun ölümün kardeşi olduğunu duyurmuştur.

Hak’tan gaip olan hasret ehlidir. Bu hasret ehline de uyku bir musibettir. Arif olan ise daima onu huzurundadır.

Bu huzur ehline de uyku muhabbet ve lezzettir. Böyleleri Mevla’nın huzurunda olduklarından uykudan habersizdirler.

O uyku ki pişmanlığın Mevla’dan uzak tart olmanın sebebidir.

O uyku ki gevşeklik cehalet ve kayıptır.

İlim ve hikmetten yoksun kalamaya işarettir.


Arifin zevki, yüksek huzurda olmak ve hayatı, muhabbeti yaşamaktır.


Mevla’ya muhabbetin alametleri üçtür: Geceleri uykusuzluk, Güzel söz ve şanı yüce olana övgü.


Şu halde uyku, hastalık ve vebaldir.

Eğer uyku zevkli bir nimet olsaydı, elbette cennette uyku olurdu. Hâlbuki cennette uyku yoktur.

Öyleyse uyku büsbütün bastırmadıkça, ona iltifat olunmaz. Zira onunla olgunluk ve kemal elde edilmez.

AZ UYKU KALBLERİ PARLATIR


Mücadelesiz müşahede (İlahi sırları keşif) olmaz. Nefsiyle savaşa girmeyen sorulara yol bulamaz ve gönül gözü açılmaz.

Savaşan için sır, istese de istemese de ele geçer.

O, müşahedeyi bulur.
Öyleyse, bu ilahi sırları müşahede etmek için mücadele gereklidir.

Nefsiyle savaşmak isteyen, aç kalıp gece uyanık olmalıdır ki; irfan yolunun isteklisi, az yemek ve az uyumakla, unsurların parçalarından oluşan o dört katışık unsur, vücudunda eriyip azıcık kalsın.

Allah’ı zikretmekle de bedenin letafet bulunmasından, gönlü o unsurların örtüsünden kurtulur ve beden elbisesinden sıyrılır.

Yine o irfan isteklisi; uykudayken berzah âlemine varıp rahat bulduğu gibi; uyanıkken de berzah, hem melekût âlemlerine muttali olarak rahat ve mes’ud olur.


Şu halde, kıvamında uyku bedene rahatlık verdiği gibi, ruhun da rahatıdır.

Nitekim Hak Telâla Kuran’da :”uykunuzu, bir dinlenme yaptık” buyurmuş ve itidalli uykunun vücut ve ruh için bir rahatlık olduğunu duyurmuştur.


İrfan yolunun tutkunu olan, işin başında uykuyu ve rahatı büsbütün bırakıp gecelerin koyu karanlığında ruhun hayat pınarlarını müşahede ile seyretmiştir.


UYKUNUN SIRLARI


İnsan o ulvi âlemden, bu süfli âleme garip gelmiştir ve hayvani nefsin işleri ile uğraşır olmuştur.

Onun menfaatine koşar, zararını engeller, ona bağlanmış ve bedene tutulmuştur.


Bu cismi uyku bastırdığı zaman, ruh kendi saltanatına yükselip iki türlü yarar bulmuştur.


İlki; bu minnet ve rezalet âleminde çektiği gurbet zahmetlerinden tamamıyla kurtulup bedenin işleri ile uğraşmaktan azat olmuştur.

O yüksek âlemde ulaştığı sair ruhlarla zevk ve huzur içinde kendi ezeli başlangıcı ve ebedi sonu üzerinde sohbet etmekte öz vatanından emin ve mesrur olmuştur.


İkinci fayda şudur ki; o ulvi ruh kendi vatanına yükselip ilk akıldan bazı sırlara muttali olarak berzah âleminde mahpus olduysa o vasıtayla nice manalar yakalamıştır.

Ki şahadet âleminde benzerleri ile izaha kavuşmuştur. Vakıanın tam ifadesi şudur ki geçmiş işlerin uyarıcılığı ve gelecek işlerin müjdesi doğru bir rüya halinde malum olmuştur.

Eğer uyuyanın ruhu berzahtan geçip aklı kül ile karşılaştı ise o, vasıtasız müşahede ile birçok ilhamlara nail olmuş ve onun uykusu bir gündüz uyanıklığı gibi olup murakabe ile sırların keşif edildiği deryaya dalmıştır.