Bir bisiklete şöyle iyice bir bakın.

Ne görüyorsunuz? Sadece iki tekerlek ve metal parçalar mı? Hayır, bence hata ediyorsunuz.

Bisiklette gördüğünüzden çok ama çok daha fazlası vardır.

Nasıl mı?

O halde okumaya devam edin.


Denge Ustası Olarak Bisiklet:

Bisikletin dengesi statik değil dinamiktir.

Statik denge bir masanın dengesi gibidir.

Durağan ve değişmezdir.

Bisiklet ise dinamik dengeye sahiptir ve dengede kalabilmesi için sürekli olarak bir akış içinde olması gerekir yoksa denge sağlanamaz.

Bisiklete binerken durursanız, bisikletten düşersiniz.

Bisiklet ne kadar büyük bir akış içindeyse o kadar sağlam bir denge içindedir.

Yani belli bir hızın üzerindeyseniz dengeyi bulmak daha kolaydır.

Şimdi cüretkâr bir şey yapacağım ve bisiklet dengesinden yani mekanik biliminden ruhbilime geçeceğim.


Ruhunuzun da bisiklete benzer bir dinamik dengesi vardır.

Sürekli akış içinde olan bir ruhun değişen halleri bisikletin dengesi gibi ruhun dengesini bozamaz.

Duran ve bir noktaya saplanan ruh, bisiklet gibi dengesini yitirir ve düşer.

Düşmüş bir ruhu nasıl anlarsınız? Bir balık gibi bakıyorsa eğer düşmüştür o ruh.

Hırsla bir şeyin peşinde gidiyorsa, denge kaybolmuştur vs.. Bu ruh kötü kokar.

Hem de ne kötü bir koku.

Sürekli akış ise becerilmesi en zor şeydir.

Belki bu yüzden otuz yaşını geçmiş çoğu kadın ve erkekte o balık bakışlarını görüyoruz.


Sonuç: Mevlana’nın dediği gibi

“Bulaşmadan, bozulmadan akmak ne güzel”.

Evet, Hayatın temel sırrı akmaktır.