Ünlü bir psikolog şöyle konuşuyor: ‘Çocuklara baskı yapmayın, bırakın kendi kararlarını kendileri versinler. O hayat onların.’
Hangi çocuklar, kaç yaşındakiler, nasıl bir karakter yapısına sahip olanlar, ‘baskı’ sözüyle anlatılmak istenen ne, bazı sınırlar koymak ‘baskı’ mıdır? Bunlar hiç dikkate alınmadan, herkesin bildiği bazı ilkeler genelleme yapılarak tekrar edilip duruluyor.

Benim müşahedelerim, ailenin, maddi verişler dışında, çocuklarıyla ilgilenmediği merkezindedir. Giyim- kuşam, yeme-içme, okutma parası gibi hususlarda her aile kendi gücüne göre a’zamisini yapmaya çalışıyor. Sırası gelince de hatırlatıyor:’Her ihtiyacını karşıladık, paraysa para, beslenmeyse beslenme, okulsa okul neyin eksikti?’

“Aile, çocuğun her şeyiyle ilgilenmelidir. Davranış biçimleriyle, vaktini nasıl geçirdiğiyle, arkadaşlık ilişkilerinin ne durumda olduğu, za’flarıyla, meziyetleriyle, sıkıntılarıyla karakter yapısıyla, irade eğitimiyle… Despot gibi değil, olgun insanlar gibi akıllıca ilgilenmelidir. Fakat görünen bu değil. Şu an çeşitli semtler deki örnek manzaralar olarak, yüzlerce çocuk geliyor aklıma. Sabahtan akşama kadar, hatta gecenin ilerlemiş saatlerine kadar, bir meşin top peşinde küfürler savurarak, bağırarak, çağırarak, etrafı rahatsız edecek küçük çeteler gibi koşuşturup duruyorlar. Böyle çocukluk, böyle annelik- babalık olur mu? Okul ıslah kampı değildir; çocuk okula gitmediği zamanlarda da günü gün gibi yaşamalı, hayatının tabii bir düzeni olmalı..

“Biraz büyümüşlerse, kız-erkek farkı olmaksızın, gecenin yarısından sonra ötele gelir gibi eve dönmeler… Sormayacaksın, ‘bir şey sorulur mu?’ endişesinden azade kılacaksın, herkes kendi hayatını yaşayacak! Yanılır, sonra doğrusunu bulur; düşerse yine kalkar; böyle böyle öğrenecek! (Hayır) Hayat o kadar uzun ve toleranslı değil. Öyle el yordamıyla, deneme yanılmayla, keyfince düşe-kalka insan yetişmez, yetiştirilmez. Otomobil kullanmanın bile bir eğitim var: ‘Geç direksiyon başına, çarpa çarpa öğrensin’ demiyoruz. (Bilakis), ‘İnsanlık bu hususta usul ve kaideler tesbit etmiş, onları tatbik edeceksin.’ ‘Ayrıca şu bilgileri edineceksin, şu maharetleri ka-zanacaksın’ diye şartlar getiriyoruz.